Anasayfa Anasayfa >Serbest Bölge >Güncel >Köşe Yazıları
  Aktif Konular Aktif Konular RSS: Seçilmiş hükümeti seçim dışı yollarla devirmeye ça
 
 
 Reklam Oluşturun


   


Seçilmiş hükümeti seçim dışı yollarla devirmeye ça

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Misafir Açılır Kutu Gör
Misafir
Misafir
Simge
Tesekkür: 34
Rep: 50
Mesajın Direkt Linki Konu: Seçilmiş hükümeti seçim dışı yollarla devirmeye ça
    Gönderim Zamanı: 09/Ocak/2009 Saat 17:45

MEDYAİRONİK

 

Alper Görmüş

 

Seçilmiş hükümeti seçim dışı yollarla devirmeye çalışmak suç değil mi?

 
 
 
Ergenekon soruşturmasının son dalgasına ilişkin bazı yorumlar, tıpkı önceki dalgalarda olduğu gibi soruşturmanın ve davanın özünü gözden kaçırtacak nitelikteydi... En veciz ifadesini, “Bu insanlar mı terörist?”, “Hayatlarını dağlarda ülkeyi korumak için tehlikeye atmış bu paşalar mı suçlu?” türünden duygusal itirazlarda bulan bu bakış, toplumun hiç de küçük sayılamayacak bir bölümü tarafından da benimseniyor.

Burada çok kritik bir nokta var: Yalnızca “Ergenekon ideolojisi”ni benimsemişler değil, birçok sıradan insan da, Ergenekon faaliyetlerinin özünü şiddet eylemlerinin değil (o da var ama o sadece bir araç), mevcut seçilmiş hükümeti seçim dışı yol ve yöntemlerle iktidardan uzaklaştırmak olduğunu biliyor ve kabul ediyor. Problem şurada ki, bu kesimler bunda bir problem görmüyor!

Bu söylediğimi örnekleyeyim: Mesela İşçi Partisi (İP) Genel başkanı, Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek... Perinçek, her üç seçimden sonra (2002, 2004, 2007) seçimlerin de, merkezî ve yerel iktidarların da (belediyeler) “meşru olmadığını” ilan etti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) isterse yüzde 90 oy alsın, durum değişmezdi. Neden? Çünkü bu parti “gayrı milli”ydi. Ayrıca, seçimlerin son gününde “Süper NATO” devreye giriyor, İşçi Partisi’nin yüzde 20’lerde olan oyunu bir anda sıfır virgül sıfır bilmem kaçlı oranlara çekiyordu. (İnanmayanlar, abarttığımı düşünenler, Doğu Perinçek’in seçim gecelerinde sonuçların belli olmasından sonra yaptığı konuşmaları İşçi Partisi’nin televizyonu olan Ulusal Kanal’dan sorabilirler.)

Mevcut iktidarın seçim dışı yollarla alaşağı edilmesinde bir problem görmemenin nasıl içselleştirildiğine dair bir başka örneği, Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’un bir yazısından yola çıkarak göstermeye çalışayım: Bundan birkaç ay önce, bir İngiliz gazetesinde Ergenekon’un hükümeti devirmeyi amaçlayan gizli bir örgütlenme olduğunu belirten bir haber-yorum çıkmıştı. Bekir Coşkun, muhteşem bir “lapsus”la, bu haberi, Batılı gazetecilerin gerçeği nihayet gördüğü; hükümetin, muhaliflerini susturmak için böyle bir operasyona başvurduğunu anladıkları şeklinde yorumlamıştı. Oysa gazete kovuşturulması gereken bir suç örgütünü anlatıyordu okurlarına; çünkü oralarda seçilmiş hükümeti Ergenekonvari yöntemlerle devirmeye çalışmak bir demokrasi cinayeti olarak algılanır.

Başkaları da var, hangisini sayayım?

Doğu Silahçıoğlu’nun Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ve “Çıkış Yolu”nu (yazısının başlığı böyleydi) bu iktidarın bir şekilde yıkılmasında ve benzerinin “bir nesil boyu” (kendi kelimeleri) bir daha iktidara gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasında gören yazısının üzerinden bir yıl bile geçmedi.

Aynı gazetenin, hükümete karşı oluşturulan “milli cephe”nin “Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine duyarlı güçler tarafından da izlendiğini” müjdelediği başyazısının üzerinden yaklaşık dört yıl geçti. (İroniye bak: Sözünü ettiğim başyazı bir 28 Şubat günü, 2005’te çıkmıştı Cumhuriyet’te.)

Peki, Atatürkçü rektörlerimizin “Ordu göreve” pankartlarının altında, yüzlerinde geniş bir gülümseme olmak suretiyle yürümelerinin üzerinden kaç sene geçti?

“Hep gericiliğe kazandıran seçimler...”

Bütün bunların altında, “bu ülke bu halkın tercihlerine bırakılamaz” şeklindeki “kadim” değerlendirmenin yattığını biliyoruz. Bu anlayışı en kristalize biçimde ifade edenlerden biri de Atatürkçü tarihçi Sina Akşin... Şu değerlendirme onun:

“Çok partili dizge, 1946 seçimleri dışında, yarım yüzyıldır istisnasız bütün genel seçimlerde kısmi karşı devrimi kazandırmaktadır. (...) Bu kapkara tabloyu biz bir anda kenara atıp aydınlık geleceklere doğru yol alabiliriz. Çünkü 1945, 1950’ye değin uygulanmış olan, yıllar boyu deneylerle geliştirilmiş, bu ülkeye en uygun, görkemli bir ‘reçetemiz’, görkemli bir formülümüz var: Atatürk Devrimi.”

Bu değerlendirmeyi pek beğenen emekli orgeneral Kemal Yavuz (şimdi gözaltında) Akşam’da yazarken Akşin’in arzusunun pratiğe nasıl geçirileceğinin yolunu da göstermişti:

“Söylenmesi gereken söylendi: Cumhuriyet ordusunun Genelkurmay Başkanı, ‘Kubilay Olayı’nın yıldönümünde, ‘...sonları aynı olur’ dememiş miydi?”

Görüyorsunuz, iş yine geliyor “iktidarda düşman var” tespitine... Bu tespite inanıyorsanız, “düşmanın, ağzına bir parmak bal (kömür? Pirinç? Bulgur?) çalarak kandırabileceği” halkın tercihlerini elinizin tersiyle itmeniz bir anda anlamlı bir siyasi tavır haline gelir. Gene: İktidarda “düşman” varsa, onu her türlü aracı kullanarak alaşağı etmek siyaseten hiç de yanlış olmaz.

Laf biraz sapacak ama: “Dinci gericilik” dedikleri muhafazakârlığı “baş düşman” sayan kimi sol grupların “baş düşman”a karşı öbür düşmanları hayırhah bir kategoride görmeye başlamaları da yine aynı fasıldandır.

---------------------------------------

Sanıklara “siz” diye mi, yoksa “sen” diye mi hitap ediliyor?

Tiyatrocu ve aktivist Mehmet Atak, “Askere gitmemek için vicdani retçi olan Mehmet Bal’ın 6 yıl cezaevinde yatıp çıktıktan sonra tekrar tutuklanmasını protesto etmek isteyen 20 kişilik bir grup”un basın açıklamasından sonra götürüldüğü Taksim Karakolu’nda dört saat tutuldu. Atak, “keyfî” olduğuna inandığı bu uygulamaya karşı İstanbul Valiliği İnsan Hakları İl Kurulu’na bir dilekçe verdi. Atak’ın şikâyetçi olduğu noktalar arasında “sekiz kez ‘sen’ hitabına mâruz kalmak” da vardı.

Devletin, vatandaşına “siz” diye hitap etmesinin önemine defalarca işaret etmiş bir gazeteci olarak, Atak’ın bu itirazı beni çok heyecanlandırdı. Kendisini yürekten kutluyorum.

Ne zamandır, Ergenekon davasında hâkim ve savcıların sanıklara nasıl hitap ettikleri konusunda yazmak istiyordum... Gazete haberlerine bakarak bu konuda bir sonuca varmak zor. Onlara inanmak gerekirse ikisi de var. Hatta, bir sanığa üç cümle içinde hem “sen” hem “siz” dendiği de oluyor. (Unutmadan söyleyeyim: Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu, savcının kendilerinden ön adlarıyla söz etmesine şiddetle itiraz ettiklerinde tamamen haklıydılar.)

Konuya ilişkin daha önce yazdığım yazılardan birinde şöyle demişim:

“Hâkimlerin, sanıklara ‘sen’ diye hitap etmeleri sorunundan söz ediyoruz... ‘Şekilsel ve detay’ gibi mi geldi? Gelmesin... Bir insan başka bir insana kural olarak ‘sen’ diye hitap ediyorsa, buna karşılık öbürünün ona ‘sen’ diye hitap etmesi hiçbir aklın köşesinden dahi geçemiyorsa, orada çok güçlü bir otoriter ilişki, bir iktidar ilişkisi var demektir. Nedeni basit: Yargıç, ‘devlet’ çünkü...

“Talep basitçe şudur: Hâkimler yargıladıkları insanlara ‘sen’ diye değil ‘siz’ diye hitap etsin... Biliyoruz, hiç kimse iktidarından ‘rica’yla vazgeçmez... O nedenle basın eğer yukarıdaki talep doğrultusunda bir kampanya yürütecekse, bu kampanyayı ‘hâkim-devlet’e yönelik olarak değil, yargılananlara yönelik olarak yürütmelidir. Yani onlardan, hâkimlerin kendilerine ‘sen’ diye hitap etmelerine karşı çıkmalarını istemelidir...”

Ergenekon davası, bütünüyle kamuoyunun gözü önünde cereyan ediyor. Bunu bir fırsat olarak değerlendiremez miyiz? Hiç değilse meslektaşlarımız hâkimlerin ve savcıların “sen” hitaplarını bir “beyaz sansür”le “siz”e çeviremezler mi?


Düzenleyen uzak - 09/Ocak/2009 Saat 17:46
DeNizLiLi Açılır Kutu Gör
Forum Kolik
Forum Kolik
Simge

K.Tarihi: 06/Ağustos/2007
Bölüm: İlköğretim Matematik Öğr.(İÖ)
Durumu: Aktif Değil
Gönderilenler: 3657
Tesekkür: 330
Rep: 791
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 11/Ocak/2009 Saat 17:32
seçimler olmadıktan sonra cumhuriyet neye yarar ? 
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?
Misafir Açılır Kutu Gör
Misafir
Misafir
Simge
Tesekkür: 34
Rep: 50
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 11/Ocak/2009 Saat 17:34

seçilmişleri her seferinde atmaya çalışmak olduktan sonra cumhuriyet neye yarar...???

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

En Son Mesaj Yazılan Konular
Konu Forum Yazan Tarih Okunma
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Kadınlar Neden Gay Erkekleri Sever?=)))Genelninest12306/Temmuz/2017-02:411116
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın şeyh izdihamı...(!)Türkiyeden Haberlerninest12306/Temmuz/2017-02:38589
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın komik itiraflar....:)Komikninest12306/Temmuz/2017-02:351490
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın göz yanılmaları...!Resim Kutusuninest12306/Temmuz/2017-02:345505
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Autocad,ansys,solid works,catiaYazılım,Web,Grafik,3d Tasarım ve Programlamaninest12306/Temmuz/2017-02:33940
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN KARTLARI İÇİN SON 2 AYUlaşımninest12306/Temmuz/2017-02:323386
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın işte yılın ödüllü fotoğrafları..Sanatsal Resimlerninest12306/Temmuz/2017-02:32670
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Abi balığa limon sıkılır mı yaKarikatürlerninest12306/Temmuz/2017-02:23710
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Mazda'dan Müthiş Konsept: ShinariTeknoloji ve Bilimninest12306/Temmuz/2017-02:22806
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın I want to pLay Game Türkiye iLe KonuşuyoR.. =)Komik Resimlerninest12306/Temmuz/2017-02:211213
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın eshot haritası (tüm otobüs hatları)Ulaşımninest12306/Temmuz/2017-02:209040
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın " Seni andığımda gonca gül tüter "Forumlu Şairlerninest12306/Temmuz/2017-02:19527
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Torbalı-Buca Arası Ulaşım İçin YardımUlaşımninest12306/Temmuz/2017-02:133446
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Satılık Orjinal Absinthe.Genelninest12306/Temmuz/2017-02:0716158
Konuyu Görüntülemek İçin Tıklayın Üniversitelilere part-time iş imkanları !İş İlanlarıninest12306/Temmuz/2017-02:063351
              Cevaplanmamış Konular Aktif Konular             

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Link Değişimi
Link Değişimi
Taksi Programı izmir   



Bu Sayfa 1,891 Saniyede Yüklendi.